Viyana

Viyana Avusturya’nın başkenti ve en büyük şehri. 2 milyona yakın nüfusuyla da ülkenin en kalabalık kentidir ki bu da Avusturya’nın nüfusunun yaklaşık dörtte biridir.



Wienna

Viyana şu zamana kadar Avrupa’da en sevdiğim ve en beğendim şehir. 3 kere gitme fırsatım oldu her seferinde hiç sıkılmadan büyük bir zevkle gezdim. Bu yazımda Viyana’yı 3 gezimi harmanlayarak sizlere sunacağım…

 

Schönburn Sarayı

Kraliyet hanedanının yaşadığı bu görkemli saray Avusturya devletinin başvurusu üzerine Birleşmiş Milletler tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilmiş. “Viyana’nın Versailles’i de denilen sarayda 1400’den fazla oda ve birçok büyük bahçe bulunmaktadır.



Schönburnn Sarayı



Hundertwasser Evi 

Friedensreich Hundertwasser Avusturya’lı bir mimar-ressam. Doğada hiçbir şeyin düz çizgilerden ibaret olmadığından hareketle alışılagelmiş düz çizgileri ve simetrik yapısı olan binaların insan doğasına uygun olmadığını savunarak bu binaları tasarlamış.

Hundertwasser Evi



1983-85 yılları arasında yapılan Hundertwasser Evi mimarın tasarladığı ilk projeymiş. Dışarıdan bakınca gerçekten “evet ya, neden illa simetrik olması gerekiyor ki, böyle de çok güzel olmuş” dedirten çok sevimli bir ev burası. Dışarıdan biraz fotoğraf aldıktan sonra binanın içini de geziyoruz, günümüzde bar, restoran ve hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu bir mekan olarak kullanılıyor.
 

Hundertwasser Evi



Hundertwasser Evi
 
St. Stephen Katedrali
 
Viyana piskoposluk ruhani dairesinin ana kiliselerindendir. Aynı zamanda, Viyana başpiskoposunun da ikametgahıdır. Viyana’nın merkezinde bulunan, 1365 yılında inşa edilmiştir ve Viyana’nın en önemli simgesi durumundadır.
 
St. Stephen Katedrali
 
St. Stephan Katedrali, Viyana sokaklarını gezmeye başlamak için uygun bir başlangıç noktası. Katedralin bulunduğu meydan trafiğe kapalı. Oldukça işlek olan bu meydan ve buraya bağlı cadeler üzerinde yürümeye başlıyoruz. Sağlı sollu sıralanmış mağazalar, casinolar ve en çok da Mozart çikolataları satan dükkanlar 🙂 Salzburg’dan sonra burada da aynı tabloyu görmek bizi şaşırtmadı doğrusu …

 

Stephanplatz

Viyana’nın kalbinin attığı bölgenin adı Stephanplatz. Bu meydanı gezmek için bir fayton kiralayabilirsiniz yada boydan boya yürüyerek gezebilirsiniz…
 

 


Stephanplatz (2008)



 
 
 
 


 

    

Kahvenin Avusturya’ya Türklerin sayesinde geldiğini biliyor muydunuz? Viyana kuşatması sırasında başarılı olamayan ordumuz yurda geri dönerken yanlarında getirdikleri kahve çuvallarını burada bırakmışlar. Avustralya’lılar da bu kahveleri değerlendirmişler ve şu an dünyaca ünlü Viyana kahve geleneğinin temelini atmışlar.
 
The Sacher, Viyana’nın en ünlü pastanesi. Burada kahvemizi Türk geleneklerine uygun şekilde içiyoruz ancak yanına gelen Apple Strudel tamamen Viyana usulü 🙂 




The Sacher (2008)
 

Apple Strudel
 
Viyana Ring Bulvarı

Ring bulvarı 4 km uzunluğundadır ve tüm şehir merkezini dolanmaktadır. Elimizde haritalar ile Ring Bulvarını dönmeye başlıyoruz. Turumuz Opera binasının önünden başlıyor… Saatin tersi yönünde Rathous, Parlemento binası, müzeler, katedraller, Karlsplatz ve şehir parkını görüüyoruz. Tüm yapılar çok göz dolduru ancak benim en çok beğendiğim bina Rathaus yani belediye binası oluyor. Parlemento binası ise içlerinde en az beğendiğim, Avrupa mimarisinden çok Yunan mimarisini andırıyor. İşte Ring turumuzdan fotoğraflar …

 

Opera Binası





Belvedere Sarayı

Parlemento
 
Karlsplatz



Tuna Nehri


Viyana’ya gelmeden önce Pinokyo’nun bu şehre ait bir figür olduğunu bilmiyordum. Yol üstündeki bir dükkanda Pinokyo ile ilgili objeler satılıyor, bende küçük dostumla bir fotoğraf çekilerek bugünkü Viyana gezimi sonlandırıyorum …



 

Viyana’da ne yenir?

Bu sorunun ilk cevabı kesinlikle Schnitzel’dir. Peki bunun için en iyi adres neresidir? Bu sorunun da tek cevabı var: “Figlmuller”  Viyana’ya gidenler mutlaka methini duymuştur, 1905 yılından beri hizmette olan bu restoranın 4 şubesi var. Lezzet için denilebilecek tek şey, tek kelimeyle müthiş. Biraz pahalı olduğunu kabul ediyorum (1 porsiyon 20EUR) ama bu lezzet sizi tekrar Viyana’ya götürür… Gitmeden once mutlaka rezervasyon yaptırmanız şart, aksi takdirde boş masa olsa bile içeriye kabul etmiyorlar. İnternet sitelerinden online rezervasyon yapabilirsiniz, gideceğiniz restoranı dikkatli seçip doğru restorana gittiğinizden emin olun 🙂

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir