Roma…

İtalya bizim için hep özel ve hep güzeldir, Uzun vadeli planımız İtalya’nın her bir noktasını gezip görmek. Floransa, Pisa ve Venedik’i gezdikten sonra şimdi sıra Roma’ya geldi. 3 gece 4 gün sürecek Roma maceramız şimdi sizlerle…

“Bütün yollar Roma’ya çıkar” deyimi sadece bir mecaz değil aslında. Antik çağlarda gerçekten bütün yollar Roma İmparatorluğu’nun başkentinden yayılırmış. “Dünyanın Başkenti” olarak görülen ve batıda İspanya’dan doğuda Mısır’a kadar uzanan geniş bir imparatorluğa hükmeden Roma, çok farklı halkları kendine çekmiş ve tarihe çok farklı miraslar bırakmış.

Roma’yı ziyaret edenler, farklı çağlardan gelen kültürel kalıntıların iç içe geçmiş olduğunu çok geçmeden keşfederler. Roma’ya ister antic kalıntıların görkemi ve Katolik kilisesinin kutsal hac yerleri için; ister Michelangelo, Raffaello yada Bernini’nin eşsiz eserleri için gelmiş olun, sonuçta hepsini muhteşem bir karışım içinde göreceksiniz.
 
Roma’da Ulaşım
 
Roma’da iki tane havalimanı var, ağırlıklı olarak kullanılan havalimanı Aeroporto di Fiumicino şehir merkezine yaklaşık 40km uzaklıkta. Havalimanının hemen önünden kalkan otobüsler ile şehir merkezine ulaşmak mümkün, yaklaşık 1 saat sürüyor yolculuk. Bilet ücreti kişibaşı 4EUR. Otobüs yolcularını Termini Tren garının önünde bırakıyor, burası Roma’da merkez alıp kendi gezi programınızı belirleyeceğiniz yer olabilir.

 

Roma’nın sınırları çok geniş bir alana yayılmış olsa da, görülmesi gereken başlıca yerler nispeten küçük bir bölgese toplanmıştır. Roma’yı gezmek için en iyi yol yürümektir. Tarihi merkezin çoğu yeri trafiğe kapalıdır ve park yeri bulmak muhtemelen imkansızdır. Ama eğer bizim gibi bir vespa kiralarsanız muhtemelen Roma’yı çok daha rahat dolaşırsınız. Roma’daki ilk günümüzü yürüyerek gezdik, toplam 23km yürümüşüz otele döndüğümüzde ayaklarımın altı su toplamıştı. Ancak ikinci gün bir Vespa kiraladık, hem çok zevkli bir tur yapmış olduk hem de daha rahat gezmiş olduk, sizde bu keyfi yaşamak istiyorsanız motor kiralamanızı öneririm. Termini istasyonuna yakın Bici & Baci firmasından 1 günlük Vespa kiralamanın bedeli 60 EUR (2015), kullandığınız benzinin parasını ayrıca ödüyorsunuz. Biz yaklaşık 250km yol yaptık, benzin için sadece 5 EUR ödedik.

Bunlar dışında şehri toplu taşıma kullanarak gezmek istiyorsanız, metro ağı çok geniş, metro bileti de 1,10 EUR bir saatlik kullanım için. Eğer Roma’da sürekli toplu taşıma kullanacaksanız RomaPass almanız mantıklı olabilir. Bu kart ile 48 saat boyunca istediğiniz kadar toplu taşıma aracına ücretsiz binip, 2 adet müzeye de ücretsiz girebiliyorsunuz. Bunlar dışında hemen bir harita edinmenizi öneririm, oteliniz muhtemelen size bu konuda yardımcı olacaktır. Gezilmesi gereken yerler işaretli olduğundan yolunuzu ve yönünüzü bulmanız açısından çok faydalı.

Santa Maria Maggiore
 
13. yüzyıl tarihli bir efsaneye gore Bakire Meryem’e adanan en büyük ve en muhteşem kilise olan Santa Maria Maggiore, 4. yüzyılda Bakire meryem’in kendisine görünmesinden sonar Papa Liberius tarafından yaptırılmış. Giriş ücretsiz.

Fontana di Trevi / Trevi Çeşmesi
 
Ünlü Trevi çeşmesi malesef inşat halinde olduğundan o meşhur resmi çekemedik. Ancak inşaat halinde olması turist akını çekmesini engellememiş. İnşaat alanının üzerindeki platformdan yürüyerek çeşmeyi yakından görebiliyorsunuz ama karşınızda pek estetik bir manzara yok.

18. yüzyıl tarihli çeşme aslında bir zafet takı ve bir sarayın ön cephesidir; kayalar, çeşmeler ve havuzlar cümbüşü içindeki mitolojik yaratıklardan oluşur. Geceleri aydınlatımış hali ile daha güzelmiş ama biz göremedik.

Templo Adriano / Hadrian Tapınağı

Aslında tapınak demek yanlış olur, tapınaktan kalanlar desek daha doğru bir söylem olacak. Dönemin imparatoru hadrianus tarafından yapılmış bu devasa mabedden günümüze sadece giriş bölümündeki sütunlar kalmış.

Hadrian Tapınağı’nın önündeki Ignazio meydanında çeşitli sanat etkinlikleri yapılıyor, geçtiğimiz sırada bir konser vardı, halk için hazırlanmış sandalyelere oturup zevkle dinledik.

Pantheon

Eski Roma’nın en iyi korunmuş anıtı olan Pantheon, “Bütün Tanrıların Tağınağı” olarak 7. yüzyılda kiliseye dönüştürüldükten sonra, gelecek kuşaklar için büyük bir özenle korunmuş. Giriş ücretsiz.

Pantheon’un büyüklüğünü anlayabilmek için mekanın içine girip, yukarıdaki süslü kubbeye bir göz atmak gerekir. Kubbe 43 metreden fazla çapıyla, herhangi bir destekleyici sütun yada uçan payanda olmadan durmaktadır. Bu özelliği ile eşsiz bir mühendislik harikası olarak nitelendirilir. Güneşli günlerde kubbedeki yuvarlak delikten giren güneş ışınları penceresiz mahzeni aydınlatıyor.

  

İspanyol Merdivenleri

Adını çevrede ikamet eden İspanyol Büyükelçisinden alan İspanyol Merdivenleri, genç Romalılar ve yabancılar için kentin en sevilen bulışma yeridir. Basamaklar, baharda pembe açelyalarla süsleniyor, yaz günlerinde ise İtalyan modacıların eserlerini sergiledikleri bir podyuma dönüşüyormuş.

 

İspanyol Merdivenlerinden yukarı kadar çıktığınızda ise size muhteşem bir manzara bekliyor, özellikle günbatımı manzarasına denk gelirseniz Roma’nın silüetini görme imkanınız olur.

İspanyol Merdivenlerinin dibinde ise, batık bir gemi şeklindeki mermer çeşme Fontana della Barcaccia yer alıyor. Etrafı turistler ile dolu ve aradan bir resim çekmeyi başarıyoruz.

Roma’da Yemek

İlk gün gezimize geç başladığımızdan dolayı tek bir öğünümüz var. Roma’ya gitmeden once yaptığım araştırmalar sonucu önerilen ilk yer bir makarnacı. Ama bu makarnacı bildiğiniz gibi değil, içeride masa, sandalye yada bir bar yok. Günde sadece 2 çeşit makarna pişiren ve bunu plastik tabakta sunan bir dükkan burası.

Eskiden sadece ögle 13:00 itibariyle satışa başlıyorlarmış, makarna bitince de dükkanı kapatıyorlarmış. Ama artan talebe dayanamayıp, hem ogle hem de akşam servisine başlamışlar. Günde sadece 2 çeşit makarna yapıyorlar. Bizim şansımıza enginarlı ve domatesli vardı, tabağı 4 EUR, içeride yemek isterseniz dükkanda taze makarna satılan rafları masa olarak kullanabilirsiniz.

Makarna yedikten sonra üzerine bir de tatlı yemeden olmaz, Roma diyince akla gelen ilk tatlılardan biri Tiramisu. Tiramisu için ise önerilen ilk mekan ise Pompi. Pastificio ile aynı soakkta bulunan bu dükaknda çeşit çeşit tiramisu bulabilirsiniz. Tanesi 4EUR. Ama kuyrukta sıra beklemeyi şimdiden göze alın. Tiramisularımızı alıp İspanyol merdivenlerine oturuyoruz ve Roma’daki ilk günümüzü tatlı bir şekilde sonlandırıyoruz. Ben fıstıklı tiramisuya bayıldım, öneririm.

Dilim pizzanın Roma’da değil belki de dünyadaki en iyi adresi Vatikan yakınlarındaki bu minik dükkan. Yaklaşık 15 dakika yürüyoruz. Adresi: Via della Meloria, 43, 00136 Roma. 

Pizzarium’da denediğimiz pizzaların hepsi birbirinden değişik ve güzeldi. Ama aklımdan çıkmayan ve bir daha yolum Roma’ya düştüğünde Pizzarium’a gitmeme sebep olacak pizza kesinlikle patates ve mozzarellalı pizza, tek kelime ile baş döndürücüydü. Bunun dışında yediğimiz pizzaların hepsinin çok çok iyi olduğunu söyleyebilirim. 

Tabi biz bütün gününü açlığı ile yaklaşık 1 kg pizza yiyince burası bizim tek öğünümüz oldu 🙂 İstediğiniz pizzaları seçip tartırıyorsanız. Her pizzanın fiyatı farklı ortalama 18-30 EUR arasında değişien fiyatları var. Şimdiden afiyet olsun.

Ponte Sant’ Angelo

Tiber nehrini, Hadrianus’un İS 134 tarihli köprüsü Pons Aelius’un kemerlerini de içeren Ponte Sant’ Angelo üzerinden aşın. Bernini ve öğrencilerinin 1598 ve 1660 yılalrında yaptıkları, her biri İsa’nın Çarmıha gerilişinden simgeler taşıyan on melek heykeli köprünün korkuluklarını süsler. Tiber nehri üzerindeki yirmiden fazla köprü içinden en güzelinin bu olduğunu söylüyor rehber kitabımız.

Porta del Popolo

Nehrin diğer tarafına geçtikten sonra ilk istikametimiz Popolo meydanı yani Piazza del Popolo. Bu meydana girmek için karşımıza çıkan ilk yapı ise 16. yüzyıl tarihli, kemerli Porta del Popolo. Adriyatik kıyısındaki Rimini’den eski Roma’ya girilen kapıdır. Roma’ya gelen hacılar daha sonra burada, Corso’nun kuzeydeki bu girişine bekçilik eden, heybetli barok kiliseler Santa Maria dei Miracoli veSanta Maria di Montesanto tarafından karşılanmışlardır. 

 

Piazza del Popolo

Porta del Popola’dan içeri girdiğinizde size zarif bir oval biçimindeki Popolo meydanı karşılıyor. Napoleon’un mimarı Giuseppe Valadier’in 1818 yılında düzenlediği meydan, bir açık hava kent tiyatrosu örneğidir. 

Kentin en büyük dikilitaşı İÖ 13. yüzyıl Mısır’dan kalmadır. Augustus tarafından Roma’ya getirilip Circus Maximus’a dikilmiş, 1589 yılında ise Papa V. Sixtus tarafından bu meydana taşıttırılmış.

Pincio Bahçeleri ve Villa Borghese

Piazza del Popolo’nun doğusundan yukarı doğru, anıtsal teraslar kompleksinden geçerek ulaşılan, 19. yüzyıl tarihli Pincio Bahçeleri‘nden piazzanın ve kentin panoramik manzarası görülür.

Pincio Bahçelerinde biraz günün yorgunluğunu attıktan sonra tekrar Popolo meydanına iniyoruz. Artık hava yavaş yavaş kararmaya başladı, istikametimizi otele doğru çeviriyoruz ama keşfe devam. Popolo meydanından Venedik meydanına doğru yürüyoruz.

Yol üzerinde bir dondurma molası. Aslında Roma dondurması meşhurdur ve rehber kitaplarda da bir sürü mekan önerisi var. Ancaka rtık ülkemizde de kaliteli dndurmalar bulmak imkansız olmadığından bana çok cezbedici bir farklılık yaratmadı denediğimiz dondurma. Ayrıca Roma dondurmasının çok pahalı olduğunu da belirtmek istiyorum. Burada fiyatlandırma top olarak değil seçeceğiniz külahın boyuna gore yapılıyor. Şu elimde gördüğünüz külahın içindeki dondurma 5 EUR.

Il Vittariano / Altare della Patria

Kenti keşfederken eb uygun başlangıç noktası Piazza Venezia yani Venedik meydanı olacaktır. Bütün yollar burada birleşiyor ve bu meydan başlıca otobüs hatlarının ana durağı.. meydanda gezilecek bir yer yok, ama Roma’da gezilecek yerlere ulaşmak için ana merkez burasıdır.

Kentin her yerinden görülen ve merkezi Roma’nın en güzel manzaralarından birinin izlenebildiği Il Vittoriano‘dur. Romalılar, bu göz kamaştırıcı beyaz mermer anıt bu kadar dikkat çekici olmasaydı diye hayıflanır. Yapım çalışmaları 1885’ten 1911 yılına kadar süren ve İtalyan birliğini kutlamak üzere inşa edilirek, yeni ulusun ilk kralına adanan Vittıriano, aynı zamanda Altare della Patria‘yı yani İtalya’nın 1. Dünya Savaşı Mechul Asker Anıtı’nı da kapsar. 

İmparatorluk Forası

Il Vittoriano’nun hemen arka tarafından itibaren yaklaşık 5 km boyunca antic roma kalıntılarının sergilendiği bölge bulunuyor. Bu bölgede İmparatorluk Forası, Roma Forumu ve Collesium’a kadar uzanan yolda daha birçok eser var.

Traianus Forumunun kuzey ucunda 30 metre yüksekliğindeki Traianus Sütunu yükselir. Sütun,  İS 113 yılında imparatorun Romanya zaferini kutlamak üzere dikilmiştir. Üzerinde Roma savaşlarını betimleyen yaklaşık 2500 resim bulunuyor. 

Traianus Pazarları’nda en iyi korunmuş eski Roma sokaklarından bazılarını görebilirsiniz. Pazarlar 150 dükkan ve bürodan oluşan bir alışveriş merkeziymiş. Burası ücretli giriş ile gezebileceğiniz bir yer. Ancak ücret ödemeden de dışarıdan gezip görebilirsiniz zira görüşü engelleyen herhangi bir duvar vs yok.

Roma Forumu

Foro Romano yani Roma Forumunu gezmek de ücretli ancak Collesium giriş biletiniz varsa bu biletle burayı da gezebilirsiniz. Ayrıca bilet almanıza gerek yok.

Sütunları, girişleri ve kemerleri arasında durup hayal gücünüzde keyifli bir sıçrama yaratarak, imparatorluğun başkentini gözünüzde canlandırabilirsiniz. Babar istilalarından sonra bölge terk edilmiş, daha sonra meydana gelen yangınlar, depremler ve sellerin etkisiyle bölge çamurlu bir otlağa dönmüş. 19. yüzyılda yapılan kazılarla bugünkü haline kadar ulaşmış.

Forum’un kuzeybatı köşesindeki Roma Senatosu’nun ikametgahı, tuğladan yapılmış dikdörtgen biçimindeki Curia‘yı da ziyaret etmeden geçmeyin. Birçok Avrupa hukuk sisteminin temelini oluşturan Roma hukukunun temelleri bu binada atılmış.

Colosseum

Roma diyince akla ilk gelen yapıdır Colosseum. Roma’nın asli gerçekliliğini, ilham verici herhangi bir kiliseden yada saraydan daha çok yansıtır. Colosseum girişi ücretli (16 EUR) ve bilet almak için uzun bir kuyruğa girmeyi göze almalısınız. Yada biletinizi 2EUR fark vererek internetten satın alabilirsiniz, böylece sıra beklemenize gerek kalmaz.

İS 72-80 yıllarında köleler ve mahkumlar tarafından inşa edilen dört kademeli elips biçimli amfiteatr, 50.000 izleyici alabilecek kapasitededir. Seyirciler taştan sıralarda sosyal statülerine gore otururlarmış. Zamanında gladyatör dövüşlerinin yapıldığı bu arena hala bütün ihtişamıyla ayakta ve Roma’da en çok ziyaretçi çeken yerlerin başındadır.

Roma’yı Romalı gezmek için bir Vespa kiralayıp gezmelisiniz demişti bir arkadaş bir seyahate çıkmadan önce. Roma’daki ilk 2 günümüzde sürekli yürüyüp artık ayaklarımızda derman kalmayınca artık bir motor kiralamaya karar verdik ancak Roma’da bir motor kiralayabilmek daha doğrusu kiralayabilecek bir motor bulmak biraz zor.  Motor kiralama ile ilgili detaylardan yazının girişinde bahsetmiştik.

Benim motor deneyimim sıfır, eşimin ise 2-3 km kadar ama atlıyoruz motora ve bütün gün Roma’yı bu şekilde geziyoruz. Öncelikle müthiş bir deneyimdi, bunu belirtmeliyim. İkinci olarak Vespa ile Roma turu yapmayı kesinlikle yapılacaklar listenize eklemenizi öneririm.

Tarihi bölgeden geçerek turumuza başlıyoruz artından nehrin diğer tarafına geçiyoruz bugün. Hedefimiz Isola Tiberina / Tiber adası etrafında bir nehir turu yapmak. 

Tiber nehrinin ortasındaki bu ufak adacık ve iki yakayı adaya bağlayan iki tane köprü yoğun turist akımı çekiyor. İsa’dan 300 yıl once burası, tapınak ile hastanenin adandığı şifa tanrısı Aesculapius’un kutsal arazisi olarak biliniyormuş. Adanın iki tarafındaki köprüler: Ponte Castio ve Ponte Fabricio

Adayı ve köprüleri gezip bol bol fotoğraf çektikten sonra biraz dinelbnmek için nehir kenarına iniyoruz. Burası Romalıların bisiklete bindikleri, spor yaptıkları, hatta piknik yaptıkları bir sosyal alan. Biz de nehir kenarına uzanıp su sesiyle beraber dinleniyoruz.

Tiber adasının karşı tarafında Roma’nın en büyük sinagoğu var, her ülkede olduğu gibi burada da sinagog yoğun güvenlik ile korunuyor. Bulunduğu sokaktan araba geçişine izin yok. 1904 tarihli sinagoğun içinde bir Yahudi tarihi müzesi de bulunmaktadır.

Yahudi Mahallesi

Sinagoğun arkasındaki dar sokaklar ise size eski Yahudi mahallesine götürecektir. Burası, kendine özgü Roma/Yahudi yemekleri sunan restoranlarla dolu tarihi bir semttir. Küçük ama canlı bir Yahudi topluluğu hala burada yaşamaktadır. 

Roma’nın Yedi Tepesi

Roma’nın 7 tepesi Tiber nehrinin doğusunda ve şehrin merkezindeki tepeler topluluğudur. Efsanelere göre şehrin orijinal yeri olan Palatine Tepesi’nde (Collis Palatinus) Romulus tarafından kurulmuştur. Geri kalan altı tanesinin günümüzde adları şöyledir; Aventine Tepesi (Collis Aventinus), Capitol Tepesi (Capitolinus), Quirinal Tepesi (Quirinalis), Viminal Tepesi (Viminalis), Esquiline Tepesi (Esquilinus) ve Caelian Tepesi (Caelius).

Şehir merkezinde fakında olmadan bütün tepeleri görüyorrsunuz ancak biz bunlardan sadece bir tanesine çıkıp Roma’yı tepeden izledik. Viminal tepesinden manzara budur

Caius Cestius Piramidi

Roma’nın kentin surlarıyla bütünleştiği çin halen ayakta kalan tek piramidi, Ostiense meydanında yer alıyor. Koloni yargıcı olan Caius Cestius, bu otuz metrelik anıtı İÖ 20 yılında Mısır’dan döndüğünde anıt mezar olarak yaptırmış.

Roma Olimpiyat Stadı

Roma Olimpiyat Stadı, İtalya’nın Roma kentinin Foro Italico bölgesinde bulunan bir stattır. 1936 yılında yapılan stat, 82.000 kişiliktir. Stadı, İtalya’nın köklü kulüplerinden S.S. Lazio ve A.S. Roma takımları kullanır.  Şansımıza motor ile gezerken kendimizi birden Olimpiyat stadının önünde buluyoruz ve Lazio – Milan maçının öncesinde coşkun kalabalık arasında biraz vakit geçiriyoruz. 

Roma’daki son sabahımızda motorumuzu teslimetmeden once son bir Roma turu yapıyoruz, şehri boydan boya turladıktan sonar tam saatinde motorumuzu teslim edip hemen Termini istasyonun önüne geri dönüyoruz. Buradan havalimanına gidecek otobüsler her yarım saatte bir kalkıyor. Erken bilet almak mümkün değil, en fazla otobüs kalkmadan yarım saat once bilet alabiliyorsunuz.

2 Comments on “Roma…”

  1. Merhaba kasım ayında malta'dan roma'ya gitmeyi düşünüyorum.görülmesi gereken yerler ve konaklama icin önerebileceginiz yerler var mi? Ogrenci oldugumdan maalesef tek başıma seyahat edeceğim.ucuz ikinci el pazarının pazar gunu kuruldugunu duydum bunu da görmek istiyorum.

  2. Merhaba, Roma'da gezilmesi gereken yerler hakkında sorduğun soruya verecek en iyi cevabım blogtaki yazımı okuman olacaktır sanıyorum, 3 gün ayrı ayrı olarak ve detaylı bir şekilde yazıldı, Vatikan ile ilgişi de ayrı bir yazım bulunuyor. Okumanı tavsiye ederim öncelikle gezilecek yerlerin tamamı hakkında bilgi bulacaksın. Konaklama ile ilgili olarak ise önerim öğrenci olduğun için hostel tarzı yerleri araştırman olacak. Roma ucuz bir şehir değil, otel konaklaması biraz pahalı gelebilir buy üzden. Biz Termini istasyonuna yakın bir otelde kalmıştık, booking.com işine yarayabilir. İyi tatiller…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir